|
|
|
bunu algılayabilmemiz için öncelikli olarak "tüketici" adı verilen ve yapılan eserlere bakarak keyif almak, bir şeyler öğrenmek, eğlenmek isteyen insanların hayatları boyunca geçtiği eğitim sürecini gözden geçirmemiz gerekmektedir.
site müdavimlerinin ve ziyaretçilerinin genel olarak lise çağlarında gençler olduklarını göz önünde bulundurursak, aile içinde veya okul hayatında görmeye alışmadığı fikir ve düşüncelere denk gelmekteler burda. takdir edersiniz ki, gördükleri bu şeyler onlara aile ve okul hayatlarındaki eğitim süresi boyunca "tabu" olarak empoze edilmiş kavramlardan ibaret. bu gençlerin gösterdiği aşırı reaksiyonun altındaki sebebi anlamak fazla bir maharet gerektirmiyor.
yaşanılan çevre ve psikolojik gelişim şekilleri toplumsal linç kültürümüzün altında yatan yegane unsurlardandır. 17 yaşındaki bir gencin beynine üflenilen iki farklı şey vardır. din sevgisi ve atatürk sevgisi. bu genç arkadaşımız hayatını bu tabularla sürdürür. onun için araştırmaya gerek yoktur, bu iki kavram kullanılarak üretilen iyi-kötü her materyal "hakaret"tir. otomatik reaksiyon aktiviteleri ile bu genç arkadaş doğal olarak celallenecek, tepki gösterecektir.
bu zihinsel bağlılık yeminini dilerseniz sadece din ve vatan ile sınırlandırmayalım. semih şentürk ile ilgili montelerimize rastladığım kimi forumlarda zikredilen "iyi de adam milli formayı giyiyor, neden uğraşıyorlar" tepkileri de yukarıda sıraladığım "şartlanmışlığın" uzantılarındandır.
insanlarımıza her daim iyi-kötü tüm eylemlerin altında art niyet aramak gibi bir huy enjekte edilmiş. bu da her zaman ve her yerde gördüğümüz linç anlayışını körükleyen psikolojik etmenlerden biridir elbette. bir kaç piksellik resim ile islam anlayışı topyekün çökmekte, küçük bir eleştiri sonrası tüm yurtta ve dış temsilciliklerde bayraklarımız yarıya indirilmektedir.
toplumsal linç kültürünün böylesine yaygınlaşmış ve gelenekselleşmiş olduğu ülkemizde, "ifade özgürlüğü" ile ilgili nutuklar çekmek biraz ironik olsa da, bir şeyler yazmadan edemeyeceğim sanıyorum.
yıllarca içerisinden geçtiğiniz eğitim anlayışı sayesinde, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş ve görülmeyecek büyüklükte tabularımız, şartlarımız, artık refleks halini almış tepkilerimiz mevcut. her fikre zıt bir alternatifin üretildiği, kavgaların yapıldığı, insanların öldürüldüğü, yakıldığı bir coğrafyanın tam göbeğindeyiz. bizlere layık görülen eğitim anlayışının insanların kendilerini "ifade" edebilmekten uzak bir psikolojiye soktuğunu ve ezberci, aşırı reaksiyon gösteren, yobaz, tutucu, gerici bir "atatürk" sevgisi, gerici bir "demokrasi" anlayışı, esnek olmayan fikirler, özeleştiriden yoksun bir güncel hayata alıştırıldığı ülkemizde, "ifade özgürlüğü" denen şey gerçek bile olsa, pek sağlıklı ifadelerin ortaya çıkmayacağı aşikardır sanıyorum.
|
|
|
|
|